İlk Odunculuk Deneyimim!

​Bir Pazar günü.

Kahvaltıda özel olarak damağıma layık, birçok kahvaltılık malzeme, bisküvi ve diğer birçok eklentiyi barındıran ve bebek maması diye tabir ettiğim öğünü yedim. En sevdiğim kahvaltı türüdür…😆

Öyle iş zamanları olmadığından daha gevşek geçiyor günlerimiz. Ufak tefek işlerle günü sonlandırıyoruz genelde…

Öğlen vaktine bir saat kadar vardı. Kapıya bir kamyon geldi. İçinde de geçmişlerden tanıdığımız. Bir işi varmış. Birkaç ağacı kesilecek ve odun edecekmiş. Dayım da eskiden odunculuk ederdi. Onu yanında istedi. O da kabul etti. Sonra gitmeden bana seslendi, “Hadi gel, beraber gidelim!” diye…

Bugün bir gezi vardı. Gitmeyi düşünüyordum. Biraz dağlara doğru çıkmak iyi gelecektir diye. Ancak birşey beni geri çekti. Vazgeçtim. Akabinde de, ani bir iş gelince ve bana da teklif edilince giyinip yollandım…

Önce çarşıya geçtik. İş için gerekli aletleri ve yiyecek birşeyler alındı. Sonra da Büyükköy’e doğru yollandık. İşi yapacağımız yere gitmeden önce bir depoya geçtik. Oradan da alacaklarımız vardı. Bir de aldığımız yiyecekleri iş tezgahına serdiler ve bizi buyur ettiler. Ayak üstü yemesi gibiydi. Peynir, zeytin, ekmek ve üzüm vardı. Oldukça iştahlı yiyorlardı. Biz de kahvaltı yaptığımız için ucundan yiyorduk. Birkaç ağaç kesip döneceğiz diye. Yoksa siler süpürürdüm ki, silip süpürmediğime pişman oldum. Nedenini anlayacaksınız. Bir yandan sohbet ediyor, bir yandan yiyor, en çok da onların iştahla yeyişlerini büyük bir keyifle izliyordum…

Vurduk yola.. geldik iş göreceğimiz yere. Birkaç ağaç diye geldiğimiz yerde, birkaçtan fazla ağaç vardı. Birkaç saatte bitecek iş değildi. Çünkü çalıştığımız yerde de belediyenin bir çalışması vardı. Dozer, kamyon derken işleyişimiz pek rahat değildi…

İlk ağacı devirdik. İlk vukuat da tam o sırada geldi. Çalışma yapanların şantiyelerine çektikleri elektirik kablosu kestiğimiz ağaçla birlikte yeri buldu. Neyse anlayışla karşılandı ve işimize devam ettik. Sağolsunlar dozerle biraz da işimizi kolayladılar. Ama daha işin başındaydık…

İkinci ağacı kesecekti dayım. Beni yanında istedi. O keserken ben ileri doğru dayanacaktım ve istediğimiz yöne düşecekti. Biraz riskli tabi. O kesti, ben dayandım ve yavaştan kırılma sesi geldi ama istediğimiz yere düşmedi. Meğer ağaç kalın sırma tel ile başla bir ağaca bağlanmış. Farketmemişiz. Hatta diğer kesilecek 3 ağaç da telle bağlanmıştı. Tam bir fiyasko(!)

Dayım beni uzaklaştırdı. Diğer ağacın arkasına geçmemi söyledi. Ben heyecanlandım tabi. Oldukça büyük ve kalın bir ağaç. Yanlış bir hareket, riske neden olabilirdi. Dediği gibi yaptım ama muazzam bir heyecan var. Kalbim kulaklarımda atıyordu. Bir an gülmeye başladım ve derin nefes aldım.

“Bu kadar heyecanlanacak ne var?” dedim kendime. Ama heyecanlanmaktan da büyük zevk aldım. Özlemişim sanki…

Neyse ki, işinde uzman olan dayım halletti. Birer birer ağaçları devirdik. Ancak!

Güneş bir yanda, çalışmanın harareti diğer yanda, tükenmeye başladım. Vücuttan hep su çıkışı var ama girişi yok. Sonra dikkatimi iş yaparken yanımızdan dere gibi akan bir su vardı. “Bu içilir mi?” diye sordum. İşini yaptığımız kişi içildiğini söyledi. Sonra suyun geliş yönüne baktım. Tepeden geliyor ve bir hane var. O hane de boş. Yani pislik gelme ihtimali düşük. Ne olursa olsun,.pek dayanamayacaktım…

Kırsalda yaşadığımdan beri suyun tatlarını ayırt etmeye başladım. İçeri nedir bilmem elbet ama ağır, hafif, güzel diye niteleyebiliyorum. O akan suyu içmeden önce ellerimi yıkadım. Buz gibiydi. Sonra da avucuna dolanu yudumladım. Tadı harikaydı. İçimi keyif vericiydi. Kim bilir nerelere sürünerek, nelerin tadını yanında getirmişti avucuma…


O an için doyana kadar içtim. Benden sonra herkes de içti sudan. Hemen hemen aynı tepkilerle…

İşe devam ettik. Kesilecek ağaçlar bittikten sonra parçalanma işlemi başladı. O işde halledildikten sonra akşam ezanına bir saatten biraz fazla vardı ki, arabaya yükleme başladık. Koca koca kütükleri kaldırıp yüklüyorduk. Yükleme işinde ben ve bir kişi daha vardı. Tam da burada, az yememin etkisini hissetmeye başladım işte. Yakacak besin yoktu ve vücut onca çalışmanın ardından son ağır işe girişince haliyle yorgunluk emareleri de yüzünü gösterdi. Kaslarımda ağrılar başladı. Haddinden biraz fazla yük vermeye başladığımdan. Yapılamayacak birşey değil elbet. Ama tam iki haftadır etkisini hissettiren hastalık sürecinden daha yeni çıkmış ve gücümü toparlayacak pek çalışma imkanı bulmamıştım. Hatta bunun için de darlanmıştım. Bir an önce toparlanmak ve çalışmalara devam etmek istiyordum. Bu iş, kestirme yol gibi geldi beni buldu…

Kaslarımı biraz daha kontrollü kullanmaya özen gösterdim. Bilhassa bel kaslarımı. Şükür ki, bir zedelenme hissetmedim yada ters bir hareket. Sadece yorgunluklarını hissettim…

Günün serinliği kendini göstermeye başlamıştı. En son dayım da geldi yanımıza ve araca attığımız son birkaç kütükle doldurduk ve işimizi bitirdik…

Hemen hemen, 4-5 ton kadar odun yüklü kamyonla geri dönüş yoluna girdik. Tamamiyle ter içindeyiz ve hava da oldukça soğuk. Ter de soğumaya başlayınca üşüttü haliyle. Sonra birkaç işi de hallettikten sonra, bizi evden aldığı gibi geri de bıraktılar. Kıymetli insanlar…

Bu işin benim hayatımda bir önemi var elbet. Ben kırsalda çalışmaya başladığımdan beri, kendi topraklarıma çalıştım. Çalıştığımı yedim. Ne ektiysem de onu biçtim. Bu sefer ki işte ise, başkasına çalıştım ve kazanç sağladım. İlklerim arasında yerini aldı. İlk kazancım değil ama kırsaldaki ilk dışarıdan kazancım ve her ânına değdi. Şükür ki, sağsalim de evime dönebildim…

Hiç de kolay olmayan, 4-5 tonu belki de 3 kere ellerimden tek tek geçirdiğim, her bir kasımın zorlanışını hissettiğim, muazzam bir heyecan yaşadığım ve tadına doyamadığım bir su içtiğim odunculuk iş günümü sonlandırmaktan büyük bir mutluluk ve güç duyuyorum.

İçimdeki sesle hareket ettim. Bir tercih hakkını eledim ve akabinde bir tercih hakkı daha geldi. Bunu ise istedim ve yaşadıklarım, anlatabildiğim kadarıyla böyleydi. Benimle birlikte yaşamanızı ümit ediyorum okurken…

Sevgiyle, sağlıkla ve inançla kalın…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s