İkindi Gülü (Akşam Sefası)

image

     Bir akşam, yağmurun ardından dağılan bulutlardan sıyrılan güneşin batışını seyredip fotoğraflamak için çıkmıştım dışarıya.

     Seyre dalacağım yere giderken, gözümü alan, güneşin batış rengini üzerine alan bu çiçeği görünce durdum.
Tanıdığım bir çiçekti ancak daha önce yakınlaşmamıştım. O yüzden yakınlaştım. Fotoğrafladım. Fotoğraflarken fazla yakınlaşmıştım ve koklamak istedim. Koklayınca…

     Koklayınca mest oldum. Önce kokusunu doymak ister gibi çektim içime sonra üzerindeki damlaları hüplettim.
O günkü gün batımı da, bu çiçek de fazla anlamlıydı ve birlikte güzellerdi.

     Sonra çiçeğin adını öğrendim. Adı, “İkindi Gülü(Akşam Sefası)” imiş.
Artık bir karakter de kazandı. Kokusu ve renginin yanında ismi de var.
Bir de bu çiçeğin ikindi vaktinden sonra açtığını öğrendim. Sonra izledim ki, gerçekten de öyleymiş.

     Ne güzel bir düzen…
     Onun da bir düzeni var. Olduğu gibi kalmıyor. Yaşamak için harekete ihtiyaç duyuyor. Bizler gibi…

     Hareketin tüm canlılar için anlamlı olduğunu unutmayalım. Hareketle bereketleniriz. Hareketin ve akabinde bereketin bol olduğu anlamlı düzeni, en layıkıyla yaşamak nasip olsun. Ama önce bir çaba olsun: Hareket!

Daha fazlası için;

İnstagram/kameraygun

Reklamlar

Yaşadığın Ânı Hisset! Tüm Duyularınla…

image

Bugünün de, bu ânın da, bu görüntünün de, eşi veya benzeri olmayacak. Yaşamamak için bir neden yoksa algıları açalım. Algıları açıp yaşayalım…

Bakalım!
Bakarken odaklanalım. Kayıta alırken boşa olmasın. Her ayrıntıyı itinayla algılamaya çalışalım.

Koklayalım!
Neler kokuyor? Hepsini ayırt edemezsek bile farklı olduklarını bilelim. Birçok kokunun çevremizi sardığını bilelim.

Hissedelim!
Rüzgarın esiş yönünü, sıcaklığın artış ve azalış nedenlerini…

Duyalım!
Etrafta bizden başka kim var, bilelim. Görmesek bile vâr olduğunu bilmek, kısıtlı dördüğün çevrende koca bir dünya olduğunu bilmek güzel…

Okumaya devam et

En sevdiğim ter; ‘Alın Teri’

image

     Erken yaşlardan beri çalışırdım. Hizmet sektöründe bir şirket bünyesinde. İlk çalışma deneyimim, kazancım ve kayıplarım. İlkler unutulmuyor…

     Aradaki süreci geçip, şimdiye geleyim. Kırsaldayım. İsteğim ve arzum üzerine sevdiklerimin yanındayım şu anda ve şu sıralar tarım ürünümüz çayın toplanma vakti. Yıllar önce deneyimlemiştim çay toplamayı. 13 yaşlarındaydım sanırım. O zamandan beri daha çok çayın tentalanması, satılması gibi işlere yardım ederdim. Bu sene, planımda olmayan bir şekilde girdim çaylıklara. Makas vurmayı hatırladım. Sonra ufak taktiklerle iyileştirdim. Sonra hızlanmaya başladım.

Okumaya devam et

Samimi Bir Deneyim: “Mersin”

image

Merhaba! Ben Kamer AYGÜN. Tanımayan kalmamıştır artık diye düşünüyorum. En azından Mersin’de. Zaten yoktu da, yakinen diyelim ☺

Aile ziyareti diye geldiğim Mersin’den, 6 günün sonunda ayrılıyorum. “Ne yazık ki ayrılıyorum…” diyemeyeceğim ve büyük memnuniyetle, geride bıraktığım ancak kıymetli parçalarından yanımda götürdüğüm aile dostlarıma olan sevgimin gerçekten çok minik bir belirtisidir, bu gülümseme ve yazı.

Okumaya devam et

Bir Anı: “Pasif➡Dış Etki➡İç Güdü➡Hareket➡Aktif”

Yatak!

Sıkılgan düşüncelerle bitkinleşen bedenini sahiplenen yuva…

Gün, “Ne de çabuk geçti” diyemeyeceğim yoğunlukta, ancak “Daha hiçbir şey yapmadım” düşüncesiyle kendime acımasızlaşacağım bir karmaşadaydı.

Akşama yaklaşırken, daha da sakinleşmiştim. Konuşmuyordum. Elimdeki işle ilgileniyor, odayı ve zihnimi alaşağı eden düşünceleri ve kurguları dinliyordum. Bir yandan kendime yaptığım acımasız eleştiriler(Haksız), diğer yandan psikolojik olarak çökertmeye yönelik bu düşünce yoğunluğuna direnç gösteren kurtarıcı ve iyimser düşünceler. Sanki, benim elimde olmadan bir çatışmaya girmişler gibi. Nasıl da yorucu…

An zaman dilimlerinde oluşan düşünce gel-gitleri yormuştu.

Ve yatak! Tersi düzü önemsizleşmiş, uykunda seni koruyup kollayan yuva, sığınak!

Yüzükoyun, bir sağ yanağımı, bir sol yanağımı ağrıyana kadar dönüşümlü  bastırarak yattığım yataktaki duruşumdan, aniden gelen ve seri şekilde yağan yağmur sesiyle sıyrıldım. Bedenim yüzükoyun yapışıkken yatakta, kafam bir anda kaplumbağanın kabuğundan çıkardığı kafası gibi, meraklı ve belirgin bir hal aldı. Baktığım yeri görmüyordum. Gördüklerim zihnimdeydi. Yorgunluğuma çare olarak, düşüncelerimi dondurmuşken, bu durumun aksi yönünde çalışmasına sevkettiğimi fark ettim. Yani o ses ile zihnimde canlananlar sevk etti. O sesin benzerliğini yaşadığım güçlü zamanlardır belki de sevk eden…

Okumaya devam et

Rastlantı değildir! Bir nedeni elbet vardır…

Bir korudaydım…

Şehir hayatında da olsa, kendime geleceğim yerlerde bulunmam, iç güdüsel olarak gelişebiliyor. Bu da, herzaman, etkisi az da olsa, bir yolun olduğunu gösteriyor. İçinde ne kadar yer ettiğiyle alakalandırıyorum…

Koruda hem spor, hem de yeşile bakarak gözlerimi dinlendiriyordum. Ancak birşey arayışında olduğumu, etrafına dikkat kesilen bakışlarımdan anladığımda ve bir ağacın altında bulduğum bu el yapımı ot sargısını gördüğümde farkettim.

image

Rastlantı diye niteler ve üstünde durmayabilirim. Ancak o âna kadar ki gelişmelere bakınca, “Rastlantı olamaz!” diye düşündüm, her ne kadar ünlemli olsa da, sakince…

Okumaya devam et

Gözlerim yine onda kaldı, Kardelen!

Dolanıyordum etrafımı hissede hissede…
Gözlerim yine onda kaldı…
Kardelen!

     Dün bir an yaşamıştık onunla: “Gün batıyordu. Hedik yapmak için birkaç fındık dalı almaya gitmiştim. Mezarlıkların yanından geçerken hemen kenarda kardelen topluluğu vardı. Yanına oturdum. Onların gözünden bakayım dedim. Oldukları yer şahaneydi.
     Gün batımı gözümü aldı. Bir gün batımına, bir kardelene baktım. Sonra yanına uzandım ve ikisine birden aynı anda baktım;

image

Etkileyiciydi!
     Baktığın yerin önemini tekrar ele aldım. Her biri ayrı ayrı güzeldi. İkisine birden bir noktadan bakmak daha başka güzeldi.
Hedik için aldığım fındık dallarının tepelerini kesip tekrar toprağa gömdüm. Onu kullanmak için kestim. Çünkü ona ihtiyacım vardı. Sonra ondan bir parçaya, hayat dolu o zengin toprakta, tekrar yaşam bulsun diye yer ettim. Bereketi için Besmeleyi es geçmedim. Ve kestiğim dal yaralarına, hastalık kapmasın diye toprak serdim. Son bir kez baktım(vedadır bu) ve ayrıldım…

Okumaya devam et